Müthiş Psikoloji MP Uygulamasından Açın
Aç
Terapi
6 dk okuma 2 okunma 1 beğeni

Duygularla Baş Etmek, Bastırmak Yerine Düzenlemek

Duyguları bastırmak yerine onları tanımak ve anlamak, duygu düzenlemenin temelini oluşturur. Kaygı, öfke, üzüntü ve hayal kırıklığı gibi duygularla başa çıkmayı öğrenmek; bedensel işaretleri fark etmek, düşünceleri değerlendirmek ve bilinçli tepkiler vermekle mümkündür. Duygu düzenleme, her zaman sakin kalmak değil, zorlayıcı duygular yaşarken kendimize uygun yollar bulabilmektir.

Duygularla Baş Etmek, Bastırmak Yerine Düzenlemek

Duygu Düzenleme: Duygularımızı Bastırmadan Yönetmek

Kaygı, öfke, üzüntü veya hayal kırıklığı ortaya çıktığında çoğumuz önce bu duygudan kurtulmaya çalışırız. Düşünmemek, kendimizi oyalamak, ortamdan uzaklaşmak ya da hiçbir şey olmamış gibi davranmak kısa süreli bir rahatlama sağlayabilir. Fakat bir duygunun dışarıdan görünmemesi, onun gerçekten düzenlendiği anlamına gelmez. Bazen kişi sakin görünürken bedensel gerginlik, zihinsel yoğunluk ve içten içe süren huzursuzluk devam eder.

Duygu Düzenleme Nedir?

Duygu düzenleme, duyguları kontrol altında tutmak ya da sürekli iyi hissetmek değildir. Kişinin yaşadığı duyguyu fark edebilmesi, bu duyguya eşlik eden düşünce ve bedensel tepkileri görebilmesi, ardından nasıl davranacağına karar verebilmesidir. Bu nedenle düzenleme, duygunun yok olmasıyla değil, kişinin seçim alanının genişlemesiyle ilgilidir.

Duygularımız Bize Ne Anlatır?

Duygular yalnızca rahatsızlık yaratmaz; aynı zamanda bilgi taşır. Kaygı belirsizliğe veya olası bir tehlikeye, öfke ihlal edilen bir sınıra, üzüntü ise kayba işaret edebilir. Ancak duygunun verdiği ilk mesaj, yaşanan durumun tamamını göstermeyebilir. Örneğin bir mesajın geç yanıtlanması kişide kaygı oluşturabilir ve “Kesin bana kızdı” düşüncesini tetikleyebilir. Burada duygu gerçektir; fakat duyguyla birlikte gelen yorum henüz doğrulanmış bir bilgi değildir.

Duyguyu Tanımak ve Bedensel İşaretleri Fark Etmek

Duyguyu düzenlemenin ilk adımlarından biri ona isim verebilmektir. “Kötü hissediyorum” yerine “Kaygılıyım”, “Kırıldım” veya “Öfkeliyim” diyebilmek, yaşantıyı daha anlaşılır hâle getirir. Ardından duygunun bedendeki karşılığına bakılabilir. Göğüste sıkışma, nefesin hızlanması, çenenin veya omuzların kasılması gibi belirtiler, duyguyu davranışa dönüşmeden önce fark etmeyi kolaylaştırır.

Yoğun Duygulara Alan Açmak

Her duygu hemen çözülmek zorunda değildir. Bazen birkaç dakika boyunca duygunun varlığına izin vermek, yoğunluğun doğal biçimde değişmesine alan açar. Bu sırada nefesi yavaşlatmak, ayakların yere temasını hissetmek ve çevrede görülen üç nesneyi fark etmek kişinin dikkatini yeniden bulunduğu ana taşıyabilir. Buradaki amaç duyguyu zorla azaltmak değil, onun içindeyken bedensel ve zihinsel alan oluşturmaktır.

Otomatik Tepkiler Yerine Bilinçli Seçimler Yapmak

Yoğunluk bir miktar azaldığında düşünceleri incelemek mümkün olur. “Şu anda ne biliyorum?”, “Neyi varsayıyorum?”, “Bu duruma başka hangi açıklamalar getirilebilir?” ve “Nasıl karşılık vermek istiyorum?” soruları otomatik tepki ile bilinçli davranış arasına küçük bir mesafe koyabilir. Bazen cevap vermeyi ertelemek, bazen sınır koymak, bazen de destek istemek uygun bir karşılık olabilir.

Günlük Yaşamda Duygu Düzenleme Becerisini Desteklemek

Düzenleme becerisi yalnızca duygu yükseldikten sonra devreye girmez. Uykusuzluk, açlık, yoğun iş yükü, uzun süre dinlenememek veya arka arkaya yaşanan küçük stresler kişinin dayanma kapasitesini azaltabilir. Bu nedenle günlük ritmi düzenlemek, bedensel ihtiyaçları fark etmek ve zorlanmanın erken işaretlerini tanımak da duygu düzenlemenin bir parçasıdır. Kişi kendi eşiğini tanıdıkça yoğunluk artmadan önce kısa bir mola verebilir veya ihtiyaç duyduğu desteği daha açık ifade edebilir.

Duyguları İlişkiler İçinde Düzenlemek

Duygular ilişkiler içinde de düzenlenir. Anlaşıldığımızı hissetmek, yargılanmadan dinlenmek veya güvendiğimiz birinin sakin varlığı, yoğun bir duygunun taşınmasını kolaylaştırabilir. Destek istemek, duyguyu bir başkasının sorumluluğuna bırakmak anlamına gelmez. Yaşanan deneyimi güvenli bir bağ içinde paylaşmak anlamına gelebilir.

Çocukluk Deneyimleri ve Duygu Düzenleme

Çocuklukta bakım verenlerle kurulan ilişkiler, duyguları tanıma ve yatıştırma yollarının gelişiminde önemli bir yer tutar. Yetişkinlikte ise bu beceriler yeniden öğrenilebilir. Kişi geçmişte duygularını bastırarak korunmuş olsa bile bugün daha esnek yollar geliştirebilir. Bu değişim, kendine eleştiri yöneltmekten çok merakla yaklaşmayı gerektirir.

Duygularımıza Eşlik Eden İkincil Duygular

Duyguların üzerine ikinci duygular da eklenebilir. Üzüldüğümüz için kendimize kızabilir, kaygılandığımız için zayıf olduğumuzu düşünebilir veya kırıldığımız için kendimizi fazla hassas bularak utanç duyabiliriz. İlk duygunun üzerine eklenen bu yargılar yaşanan sıkıntıyı artırabilir. Böyle anlarda “Şu anda yaşadığım duyguya nasıl yaklaşıyorum?” sorusu, kişinin kendisine yönelttiği sertliği fark etmesine yardımcı olur.

Her Duygu İçin Aynı Yöntem İşe Yarar mı?

Bir yöntemin her zaman aynı sonucu vermemesi doğaldır. Nefes egzersizi bir gün yardımcı olurken başka bir gün hareket etmek, yazmak veya kısa süre yalnız kalmak daha uygun olabilir. Burada amaç tekniği kusursuz biçimde uygulamak değil, o anda bedenin ve duygunun neye ihtiyaç duyduğunu araştırmaktır. Bu yaklaşım, kişinin kendisini başarısız hissetmeden farklı yollar denemesine izin verir. Yoğun duygular günlük yaşamı ve işlevselliği uzun süre etkiliyorsa profesyonel destek almak da düzenleme sürecinin bir parçası olabilir.

Sonuç: Duygularımızı Bastırmadan Kendimize Dönebilmek

Duygu düzenleme öğrenilebilen ve zamanla gelişen bir beceridir. Her duygu ve her durum aynı yöntemi gerektirmez. Bazı anlarda bedene dönmek, bazı anlarda düşünceyi yeniden değerlendirmek, bazı anlarda ise duyguyu paylaşmak daha işlevsel olabilir. Amaç hiçbir zaman sarsılmamak değildir. Sarsıldığımızda kendimize dönebileceğimiz bir yol geliştirmek ve duygunun sesini duyarken davranışlarımız üzerindeki seçim hakkımızı koruyabilmektir.

Sitemizde bulunan yazılar farkındalık yaratmak amaçlıdır, tıbbi tavsiye içermemektedir. Psikiyatrik tanıların yalnızca psikiyatri hekimleri tarafından koyulabileceğini unutmayınız.