Narsisistik Kişilik Bozukluğu Nedir? Narsist ile Özgüvenli İnsan Arasındaki Farklar
Kendini sevmek, kendi ihtiyaçlarını önceliklendirmek veya gerektiğinde hayır demek narsist olmak anlamına gelmez. Özgüven ile narsisistik kişilik bozukluğu arasındaki farkı anlamak için kişinin kendisine ve başkalarına nasıl yaklaştığına, ilişkilerindeki davranış örüntülerine bakmak gerekir. Peki, sağlıklı özdeğer ile narsisizm arasındaki sınır nerede başlar?
Bir insan kendisini seviyorsa narsist midir?
Kendi ihtiyaçlarını önceliyorsa, her isteğe evet demiyorsa veya gerektiğinde bir ilişkiyi bitiriyorsa bu onu narsist yapar mı?
Son yıllarda “narsist” kelimesini çok sık duyuyoruz. Özellikle ilişkilerde yaşanan sorunların ardından insanlar karşılarındaki kişiyi anlamlandırmak için bu kavrama başvurabiliyor. Ancak bazen kendini savunan bir insanla başkalarını küçümseyen bir insan aynı şekilde değerlendirilebiliyor.
Oysa kendine değer vermekle kendini herkesten üstün görmek aynı şey değildir.
Narsisistik kişilik bozukluğunu doğru anlayabilmek için önce bu ayrımı yapmak önemlidir.
Narsisistik kişilik bozukluğu nedir?
Narsisistik kişilik bozukluğu, kişinin kendilik algısında ve kişilerarası ilişkilerinde belirgin güçlüklerle kendini gösteren bir kişilik bozukluğudur.
Kişi kendisini diğer insanlardan üstün veya özel görebilir, yoğun biçimde takdir edilmek isteyebilir ve başkalarının duygu ve ihtiyaçlarını dikkate almakta zorlanabilir.
Burada önemli olan, kişinin zaman zaman kendisini düşünmesi değildir. Hepimiz bazen kendi ihtiyaçlarımızı önceliklendirebilir, eleştirilmekten hoşlanmayabilir veya takdir edilmek isteyebiliriz.
Narsisistik kişilik bozukluğunda ise bu özellikler daha kalıcı ve yaygın bir örüntünün parçasıdır. Kişinin ilişkilerini, sosyal yaşamını ve günlük işlevselliğini etkileyebilir.
Yani bir insanın bencilce davranması, sizi üzmesi veya bir tartışmada hatasını kabul etmemesi tek başına narsisist olduğu anlamına gelmez.
Narsist insan nasıl davranır?
Narsisistik kişilik bozukluğunda görülebilen bazı özellikler vardır. Ancak bunların her insanda aynı şekilde ortaya çıkmadığını ve tek başına tanı koydurmadığını da unutmamak gerekir.
📍Kendisini diğerlerinden üstün görebilir. Kendi başarılarını abartabilir, başkalarının katkılarını küçümseyebilir veya kendisine özel davranılması gerektiğini düşünebilir.
📍Sürekli takdir bekleyebilir. Yeterince ilgi görmediğinde ya da beklediği övgüyü alamadığında yoğun biçimde öfkelenebilir veya karşısındaki kişiyi küçümseyebilir.
📍Eleştiriyi kabul etmekte zorlanabilir. Basit bir geri bildirimi bile kendisine yönelik bir saldırı gibi algılayabilir. Hatasını konuşmak yerine karşısındaki kişinin eksiklerini gündeme getirebilir.
📍Başkalarının duygularını dikkate almakta zorlanabilir. Karşısındaki insanın neden kırıldığını anlamaya çalışmak yerine onun duygularını önemsiz görebilir.
📍Kendisine ayrıcalık tanınmasını bekleyebilir. Kendi ihtiyaçlarının ve isteklerinin diğer insanlarınkinden daha önemli olduğunu düşünebilir.
Bu özellikler bir arada, kalıcı ve kişinin yaşamını etkileyen bir örüntü oluşturduğunda profesyonel değerlendirme önem kazanır.
Narsist olmakla özgüvenli olmak arasındaki fark nedir?
Bu iki kavramın karıştırılması oldukça yaygındır.
Özgüvenli bir insan kendi değerini bilir. Başkalarının onayına bağımlı olmadan karar verebilir, kendi ihtiyaçlarını ifade edebilir ve gerektiğinde hayır diyebilir. Bunları yaparken diğer insanları değersizleştirmesi gerekmez.
Narsisistik özellikleri belirgin olan bir kişi ise kendisini değerli hissetmek veya üstün konumunu korumak için başkalarının değerini küçümseyebilir.
Örneğin bir insanın “Bu akşam dinlenmek istiyorum, bugün görüşemeyeceğim.” demesi sağlıklı bir sınır koymaktır.
Buna karşılık bir kişinin “Ben seni görmek istiyorsam sen de gelmek zorundasın.” diyerek karşısındakinin tercihlerini yok sayması, sınırları önemsemeyen bir tutumdur.
Benzer şekilde, kendi başarısıyla gurur duymak özgüven göstergesi olabilir. Başarılı olabilmek için sürekli başkalarını küçük düşürmek ise farklı bir davranış örüntüsüdür.
Kendini korumak başka, başkasını kontrol etmek başkadır. Kendi değerini bilmek başka, başkalarının kendisinden daha değersiz olduğuna inanmak başkadır.
Her kendini düşünen insan narsist midir?
Tabiki hayır.
Bir insan bazen kendi çıkarını önceliklendirebilir, tartışmada hatalı davranabilir veya karşısındaki kişinin ihtiyaçlarını yeterince göremeyebilir. Bu davranışlar ilişkilerde sorun yaratabilir ancak tek başına kişilik bozukluğu anlamına gelmez.
Ayrıca geçmiş deneyimler, öğrenilmiş iletişim biçimleri, stres ve başka psikolojik güçlükler de insanların davranışlarını etkileyebilir.
Bu nedenle bir kişiyi yalnızca birkaç davranışına bakarak etiketlemek yerine davranışların ne kadar sık tekrarlandığına, farklı ilişkilerde görülüp görülmediğine ve yaşamı nasıl etkilediğine bakmak gerekir.
Peki narsisistik kişilik bozukluğu olan biri değişebilir mi?
Kişilik örüntülerini değiştirmek zaman ve çaba gerektirebilir. Psikoterapi, kişinin kendi davranışlarını fark etmesine, duygusal tepkilerini anlamasına ve ilişkilerinde daha sağlıklı yollar geliştirmesine yardımcı olabilir.
Ancak değişim her kişide aynı şekilde ilerlemez. Kişinin yaşadığı güçlükleri fark etmesi ve bunlar üzerinde çalışmaya istekli olması önemlidir.
Bir başkasının onu yeterince sevmesi veya sürekli anlayış göstermesi, değişimi tek başına garanti etmez.
Sonuç: Kendini sevmek narsist olmak değildir
Bir insanın kendisine değer vermesi, sınırlarını koruması, hayır diyebilmesi veya herkesi memnun etmeye çalışmaması sağlıklı davranışlar olabilir.
Narsisistik kişilik bozukluğu ise yalnızca kendini sevmekle açıklanamaz. Kişinin kendisini ve başkalarını nasıl değerlendirdiği, ilişkilerinde nasıl davrandığı ve bu örüntünün yaşamını nasıl etkilediği birlikte ele alınmalıdır.
İnsanları anlamak için onları hemen etiketlemek zorunda değiliz. Bazen asıl ihtiyacımız olan şey, davranışın arkasındaki örüntüyü doğru değerlendirmektir.
Bu yazı bilgilendirme amacı taşır. Narsisistik kişilik bozukluğu tanısı, ruh sağlığı alanında yetkin bir uzman tarafından yapılan kapsamlı değerlendirme sonucunda konulabilir.
Sitemizde bulunan yazılar farkındalık yaratmak amaçlıdır, tıbbi tavsiye içermemektedir. Psikiyatrik tanıların yalnızca psikiyatri hekimleri tarafından koyulabileceğini unutmayınız.