Müthiş Psikoloji MP Uygulamasından Açın
Aç
Ebeveynlik ve Çocuk Gelişimi
6 dk okuma 3 okunma 0 beğeni

Çocuklar Söylenenleri Değil, Kendilerine Nasıl Davranıldığını Hatırlar

Çocukların gelişiminde ebeveynlerin sözleri kadar davranışları ve tutumları da önemlidir. Sevgi, güven, anlayış ve sağlıklı sınırlarla kurulan ilişkiler, çocuğun kendine olan güvenini ve duygusal gelişimini destekler.

Çocuklar Söylenenleri Değil, Kendilerine Nasıl Davranıldığını Hatırlar

Aile Danışmanı İsmet Bilici

Çocukluk, yalnızca büyüme ve gelişme dönemi değildir. Aynı zamanda çocuğun kendisi, ilişkileri ve dünya hakkında temel inançlar geliştirdiği önemli bir süreçtir. Çocuk, yaşadığı deneyimler aracılığıyla zamanla “Ben değerli miyim?”, “Duygularım önemli mi?”, “Hata yaptığımda sevilmeye devam eder miyim?” ve “Zorlandığımda yanımda biri olur mu?” gibi soruların cevaplarını öğrenmeye başlar.

Bu nedenle çocuklar, yıllar sonra ebeveynlerinin söylediği her cümleyi kelimesi kelimesine hatırlamayabilir. Ancak kendilerine nasıl davranıldığını ve bu davranışların onlarda oluşturduğu duyguları hatırlama olasılıkları daha yüksektir.

Çocuk ağladığında ne oldu? Duygusu küçümsendi mi, yoksa anlaşılmaya mı çalışıldı? Korktuğunda “Bunda korkacak ne var?” mı denildi, yoksa “Korktuğunu görüyorum, yanındayım.” mesajı mı verildi? Hata yaptığında utandırıldı mı, yoksa hatasının sonuçlarını anlamasına yardımcı mı olundu?

İşte ebeveynliğin önemli bir bölümü burada başlar.

Ebeveynlik, Çocuğun Duygularına Eşlik Edebilmektir

Ebeveynlik, her durumda doğru cümleyi bulma sanatı değildir. Çocuğun zor duygularına eşlik edebilmek, onun hissettiklerini fark etmek ve gerektiğinde kendi duygularımızı düzenleyebilmek de ebeveynliğin önemli bir parçasıdır.

Çocuğun ağlamasını hemen durdurmak, her zaman onu rahatlatmak anlamına gelmez. Bazen çocuğun ihtiyacı, ağlamasının sona erdirilmesi değil, duygusunu güvenli bir ortamda yaşayabilmesidir. Çünkü ağlamak yalnızca bir davranış değildir; çoğu zaman ifade edilemeyen bir ihtiyacın, hayal kırıklığının, korkunun, öfkenin veya çaresizliğin dışavurumudur.

Elbette bu, ebeveynin çocuğun her istediğini kabul etmesi gerektiği anlamına gelmez. Duyguyu kabul etmek ile davranışı onaylamak birbirinden farklıdır. Bir ebeveyn, “Öfkeli olduğunu görüyorum.” diyebilir ve aynı zamanda “Ama kardeşine vurmanı kabul edemem.” diyerek sınır koyabilir. Böylece çocuk hem duygularının kabul edilebilir olduğunu hem de davranışlarının belirli sınırları bulunduğunu öğrenir.

Şefkat ve Sınır Bir Arada Olabilir

Sağlıklı ebeveynlikte sınır ve şefkat birbirinin karşıtı değildir. Aksine, güvenli ve tutarlı sınırlar çocuğun dünyayı daha öngörülebilir ve güvenli bir yer olarak deneyimlemesine yardımcı olur. Burada önemli olan, sınır koyarken çocuğu değersizleştirmemektir.

“Sen zaten hep böylesin.” demek, çocuğun davranışını değil, kişiliğini hedef alır. Buna karşılık, “Yaptığın bu davranış doğru değil, birlikte başka bir yol bulabiliriz.” demek, çocuğun kişiliği ile davranışını birbirinden ayırır.

Çocukların gelişiminde ebeveynlerin kullandığı dil kadar ses tonu, yüz ifadesi, beden dili ve zor anlarda gösterdiği tutarlılık da önemlidir. Çocuklar yalnızca sözcükleri değil, ilişkilerindeki duygusal atmosferi de deneyimler.

Çocuğun Kendisi Hakkındaki İnançları Nasıl Oluşur?

Ebeveynleriyle kurduğu ilişkiler ve yaşadığı deneyimler, çocuğun zamanla kendisi hakkında bazı temel inançlar geliştirmesini etkileyebilir. Örneğin çocuk, tekrar eden olumlu deneyimler sayesinde şu mesajları içselleştirebilir:

  • Duygularımı ifade ettiğimde dinlenirim.
  • Hata yaptığımda tamamen reddedilmem.
  • Zorlandığımda yalnız değilim.
  • Hayır denildiğinde de değerimi kaybetmem.
  • Beni seven kişi gerektiğinde bana sınır koyabilir.

Bu deneyimler, çocuğun ilerleyen yıllarda kendisiyle ve diğer insanlarla kurduğu ilişkilerin temelini etkileyebilir. Duygularını tanımayı, ifade etmeyi ve düzenlemeyi öğrenen çocuk, başkalarının duygularını anlamak ve sağlıklı iletişim kurmak için de önemli bir psikolojik altyapı kazanır.

Kusursuz Ebeveynlik Değil, İlişkiyi Onarmak Önemlidir

Elbette hiçbir ebeveyn her zaman sakin, sabırlı ve kusursuz olamaz. Ebeveynler de yorulur, öfkelenir, hata yapar ve bazen istemedikleri şekilde davranabilir. Burada önemli olan kusursuz bir ebeveyn olmak değil, gerektiğinde ilişkiyi onarabilmektir.

Örneğin ebeveyn, çocuğuna bağırdıktan sonra şöyle diyebilir:

“Az önce sana bağırdım, bu doğru değildi. Kızgın olabilirim ama seni incitmek istemem. Şimdi yeniden konuşalım.”

Böyle bir yaklaşım, çocuğa çok değerli bir mesaj verir: İlişkilerde hatalar yaşanabilir ancak hata sonrasında özür dilemek, sorumluluk almak ve bağı yeniden kurmak mümkündür.

Çünkü çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey kusursuz ebeveynler değil; kendilerini güvende, değerli, görülmüş ve anlaşılmış hissettikleri ilişkilerdir.

Çocuğunuza Bugün Nasıl Hissettirdiniz?

Belki de ebeveynliğin en önemli sorularından biri şudur: Çocuğum bugün yaşadığı bu deneyimden kendisi hakkında ne öğrenecek?

  • “Ben değerliyim.” mi?
  • “Duygularım kabul edilebilir.” mi?
  • “Zorlandığımda yardım isteyebilirim.” mi?
  • Yoksa “Sevilmek için duygularımı saklamalıyım.” mı?

Çocukların zihninde bıraktığımız iz, çoğu zaman söylediğimiz tek bir cümleden değil, tekrar tekrar yaşattığımız ilişki biçiminden oluşur. Bu nedenle çocuklar yalnızca söylediklerimizi değil, yanlarında nasıl durduğumuzu da hatırlar.

Belki de çocukluk boyunca verilebilecek en güçlü mesaj şudur:

“Zorlandığında da yalnız değilsin. Seni duyuyorum, seni görüyorum ve seninle buradayım.”

 

Sitemizde bulunan yazılar farkındalık yaratmak amaçlıdır, tıbbi tavsiye içermemektedir. Psikiyatrik tanıların yalnızca psikiyatri hekimleri tarafından koyulabileceğini unutmayınız.