Teknoloji Çağında Anne Babalık

aile - Teknoloji Çağında Anne Babalık
Günümüzde ekran bağımlılığı sıklıkla çocukların ya da gençlerin bir sorunuymuş gibi algılanıyor. Oysa gerek çevremizi gözlemleyerek, gerek konunun uzmanlarına kulak vererek kolaylıkla görebileceğimiz bir gerçek var ki o da akıllı cihazlarlarla kurulan ‘sağlıksız’ ilişkinin en az çocuklar ve gençler kadar yetişkinlerin de sorunu olduğu.
Gözlerimizi, telefonunu elinden düşürmediğinden şikayet edilen ya da bilgisayar oyunlarına bağımlılık derecesinde düşkün olan çocuk ya da gençlerin ebeveynlerine çevirdiğimizde genellikle teknoloji kullanımında kötü rol modellerle ve aile içi iletişimsizlikle karşılaşabiliyoruz. Aile içi ilişkileri ihmal etme düzeyinde akıllı cihazlarla teşne olma ya da çocuğu gerçek hayattan bilinçsizce sakınma hali, ne yazık ki sonunda ailesiyle kaliteli zaman geçirmektense alternatif (sanal) bir hayata yönelen, hatta yetişkin olmayı reddeden bireylerle neticelenebiliyor.
Çocuğun sosyal ve akademik hayatında kötüleşmeler başladığında ise anne ve babalar refleks olarak akıllı cihazları ya da internet kullanımını yasaklama, kısıtlama yoluna gidiyorlar. Peki onlara bunların yerine koyabilecekleri ne sunuluyor? Genellikle hiçbir şey…
Ekran Resmi 2018 02 12 11.55.45 - Teknoloji Çağında Anne Babalık
Sunduğu sınırsız imkanların yanı sıra yanlış ve aşırı kullanımı çocuklarda ve gençlerde sosyal gelişimi sekteye uğratma potansiyeli olan dijital teknolojileri nasıl faydalı araçlara çevirebiliriz?
Öncelikle işe doğru modeller olarak, evimizde teknoloji kullanımını sınırlandırdığımız zaman aralıkları ve alanlar belirleyerek başlayabiliriz. Örneğin akşam yemeklerinde ya da bir arada olduğumuz 1 – 2 saat boyunca kimsenin telefonlarına bakmadığı, hatta onlara fiziksel olarak dahi yakın olmadığı ‘’teknolojisiz zaman’’lar belirleyebiliriz. Kimi uzmanlar evde bir tür ‘’teknoloji kutusu’’ belirleyerek, tüm aile fertlerinin akıllı cihazlarını bir süreliğine bu kutuya bırakmalarını öneriyor. Ailemizle geçirdiğimiz bu kısıtlı zamanı hiçbir bildirimin bölmesine izin vermeksizin geçirebilmeliyiz.
Bu zamanın dışında ise biz sohbet halindeyken gelen bildirimlere anında cevap vermeyerek çocuklara bunların aramızdaki diyalogtan öncelikli olmadığı mesajını verebiliriz. Göz göze iletişimin gerçekten göz göze olması gerektiğini unutmayın. Bu, öz değer ve empatinin gelişimi için vazgeçilmezdir.
Teknolojiyi tamamen reddetmeksizin, bilinçli ve ilgili bir yaklaşımla oynadıkları oyunlarla, sosyal medya paylaşımları ile ilgili konuşabilmeli hatta bunlara ortak olabilmeliyiz. Onlarla takım oyunları oynayabilir ya da sosyal medyada karşılaştığımız ve hoşumuza giden bir iletiyi paylaşabiliriz. Onları fiziksel aktiviteye, dışarı çıkmaya, gerçek insan ilişkisi kurmaya yönlendirmeli, kendimiz de onlara eşlik etmek için imkanlar yaratmalıyız.
Daha da önemlisi erken yaşlardan itibaren önleyici tedbirlerle ilgili bilinçlenerek daha sonra mücadelesi çok daha zorlu olacak ciddi sorunların önünü alabiliriz. Hiçbir şey için geç değil! İşe kendi teknoloji kullanımınızı gözlemleyerek başlayın ve aileniz için teknolojisiz zamanlar belirleyin. Neyse ki bu konuda faydalı öneriler içeren kaynaklar, uzman görüşleri gün geçtikçe artıyor.
Eğer çocuğunuzun ya da bir yakınınızın bağımlılık belirtileri sergilediğini düşünüyorsanız (gündelik hayatı idame ettirememe, öz bakım pratiklerini yerine getirememe, akademik başarıda ani ve dikkat çekici düşüş … vb.) davranış bağımlılığında uzmanlaşmış bir profesyonelden yardım almasını sağlayın.
Çocuğunuzun okulundan, öğretmenlerinden, çeşitli kurum ve kuruluşlardan internet ve oyun bağımlılığına ilişkin farkındalığı artıracak çalışmalar ve kampanyalar düzenlemesini talep edin. Kişisel deneyimlerinizi ve farkındalığın sağladığı değişimi çevrenizle paylaşın. Ne kadar çok insana ilham verdiğinize inanamayacaksınız.
Moderatörlüğünü üstlendiğim İnsanlık Hali programının bu konuyu ele alan bölümünü aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz:

 

PAYLAŞ
Önceki İçerikBir Psikoloji Öğretmeninden Stresi Azaltarak Mutlu Olmanın Yolunu Gösteren 72 Değerli Tavsiye
Sonraki İçerikKitleler Psikolojisi
Seval Çöpür
İnönü Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunu olan sunucu, yüksek lisansını Pamukkale Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nde yapmıştır. 2010 yılında TRT kadrolarına dahil olan Çöpür, 2011 yılında TRT1 Ana Haber’i sunmaya başladı, 2016’ya kadar bu görevine devam etmiş, bir buçuk yıllık aranın ardından yeniden Ana Haber sunmaya başlamıştır. Şu an TRT Haber’de “İnsanlık Hali” programının moderatörlüğünü yürütmektedir. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olan Çöpür İstanbul Medya Akademisi’nde spikerlik sunuculuk dersleri vermektedir. Lise yıllarından itibaren tenis oynayan Çöpür; psikoloji, sosyoloji, edebiyat ve felsefe alanlarına ilgi duymaktadır.

Yorum Gönder

Lütfen yorumunuzu giriniz.
İsminizi lütfen buraya giriniz