Sosyal Medya Baskısı Nedir?

Ekran Resmi 2018 02 27 19.04.01 - Sosyal Medya Baskısı Nedir?

Şerif Mardin Türk toplumunu incelediği yazılarında çok özgün bir kavramdan bahseder: Mahalle Baskısı. Bu kavram 2007’den itibaren günlük siyasi tartışmaların en önemli kavramlarından bir tanesi olmuş, ancak bu siyasi tartışmaların dışına çıkıp bilimsel bir hüviyet (en azından Türkiye’de) kazanamamıştır. Bunun çeşitli sebepleri vardır. Ancak burada bu sebeplere değinmeden sadece kavramın ne demek istediğine odaklanacağız.

Mardin (2008) kavramın argümantasyonunu kurarken “gelenek” kavramını merkeze oturtur. Bunu yaparken Robert Ranfield’in gelenek hakkındaki ikili tasnifine başvurur. Ranfield, geleneği ikili bir tasnife oturtur. Buna göre gelenek, “küçük gelenek” ve “büyük gelenek” diye iki ana gövdeden oluşur. Küçük gelenek, kırsal bir hayat yaşayan ve tarımla geçinen insanların kültüründen, büyük gelenek ise başta yönetici sınıf olmak üzere şehirde yaşayan insanların kültüründen müteşekkildir. Şerif Mardin’e göre, Türk küçük geleneğinde hoşgörülü bir tavır adına bulabileceğimiz göstergeler çok azdır. Bu konuyla ilgili çarpıcı bir örnek, Türkiye’nin güneyinde yapılmış bir incelemede göze çarpıyor. Antalya yakınlarındaki bir köyün sakinleri, köy dışından birinin köyden toprak satın almasına hiçbir itirazlarının olmayacağını, ancak öncelikle “mahalli adetleri” öğrenmeleri şartıyla toprağı işlemelerine izin vereceklerini ısrarla dile getirmişlerdir. Mardin’in bu belirlemeleri bizi Türk küçük toplumunun ve kültürünün ‘cemaat’ niteliği taşıdığı sonucuna götürmektedir. Türk küçük toplumu cemaat niteliği taşıdığı için bu toplumda ‘normlardan sapmalara karşı hoşgörü’ yok denecek kadar azdır.[1]

Mardin’nin bu kavramsallaştırması kendi kurallarını, adetlerini, en önemlisi kendi geleneğini kuran sosyal medya için de düşünülebilir. Şöyle ki, Castells[2] günümüz toplumunu tanımlamak için “Enformasyon Çağı” tanımlamasını kullanır. Bu tanımlamaya göre bizler artık global bir köyde yaşıyoruz. Bu global köyde dünyada olan hemen her gelişmeden haberdar olabiliyor, adeta bilgi bombardımanına tutuluyoruz. Böylesine bir süreçte yeni kurallar, hukuk düzenleri ve mekanizmalar (kısacası yeni bir evren tahayyülü) ortaya çıkıyor. Castells bu süreci tarihselci, kaçınılmaz, gelişmeci, doğal, teslim olunması ya da oldurulması gereken bir süreç olarak ortaya koyuyor ve bu çağ ile birlikte bilgi ve iletişim teknolojilerinin olanakları sayesinde insan emeğine bağımlılığın sona ereceğini söylüyor. Castells’in diğer tüm görüşlerini bir tarafa bırakırsak, global bir köyde yaşadığımız görüşüne katılmamak elde değil. Evet, artık global bir köyde yaşıyoruz. Bu köy bildiğimiz hiçbir mekân ve uzama benzemiyor. İlk olarak bu global köyün somut bir gerçekliği yok ya da çok nısbî somut bir gerçekliği var. Jean Baudrillard’ın[3]dediği gibi artık her şey bir “simülasyon”dır ve ona göre artık simüle edilmiş bir dünyada yaşıyoruz ve gerçeklik denen şey ortadan kalkmıştır. İşte bu anlamda bu simüle-global köyün geleneğinin, Mardin’in Ranfield’dan aldığı ikili tasnife benzer bir tasnifini yaparsak, sosyal medyanın küçük geleneğe, bir bütün olarak internetin de büyük geleneğe girdiğini söyleyebiliriz. Böyle bir tasnif ilk bakışta sorunlu görünebilir. Ancak sosyal medya kullanıcılarının davranışları incelendiğinde tam da böylesine bir “cemaat” olgusuna ve onun oluşturduğu mahallî adetlerine ve geleneğine rastlarız. Tekil olarak sosyal medya kullanıcısı kendi kişisel görüşünü, bakış açısını, hatta bir anlamda varlığını ortaya koyduğunu sansa da, aslında yakından bakıldığında tam da bu mahallî adetlere, geleneğe dayandığını ve yine bir şekilde onu yeniden oluşturduğunu görürüz. İşte bu anlamda yukarda görüşlerini aktardığımız Mardin’in Türk küçük geleneği hakkında hoşgörülü bir yapıda olmadığını söylerken temellendirdiği ve yeni bir kavram olmasına karşın tarihsel bir olgu olan mahalle baskısı kavramını içerik açısından değilse de, sözcük bazında değiştirerek “sosyal medya baskısı” olarak sosyal medya için kullanmayı uygun gördük. Çünkü sosyal medya, kendi adetlerini ve geleneğini oluştururken kendi baskı mekanizmalarını da kurar ve yakından incelendiğinde bu mekanizmalarda hoşgörünün esamisinin okunmadığı görülür.

[1]Çetin, Adnan, Bir kavramın kısa tarihi: Mahalle baskısı. Mardin Artuklu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Mukaddime Dergisi, 2(3), 81-93

[2]Castells, Manuel, Enformasyon çağı 1: Ağ toplumunun yükselişi çev.Ebru Kılıç, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2008

[3]Baudrillard, Jean, Simülakrlar ve Simülasyon,çev.Oğuz Adanır, Doğu Batı Yayınları,

 

 

PAYLAŞ
Önceki İçerikBağımlıların Uyuşturucu Kullanmaya Devam Etmesinin 10 Sebebi
Sonraki İçerikSosyal Medya Baskısı ve Çocuk İstismarı
Sümeyye Merve Kaya
Uludağ Üniversitesi Sosyoloji bölümünü bitirdi. Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık sertifikası aldı. Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji bölümünde yüksek lisansa devam etmekte. Göç ve Mülteci Çalışmaları yapmakta ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığında Sosyolog olarak çalışmaktadır.

Yorum Gönder

Lütfen yorumunuzu giriniz.
İsminizi lütfen buraya giriniz