Modern Zamanlarda İhtiyaç, Tüketim ve Kanaat

Ekran Resmi 2018 02 19 17.27.35 - Modern Zamanlarda İhtiyaç, Tüketim ve Kanaat

İnsan, yaratılışı itibariyle eksiktir, acizdir. Eksikliği ve acizliği, insanın birtakım ihtiyaçlar hissetmesini beraberinde getirir. Yine yaratılış itibariyle insan, hissettiği ihtiyaçları giderme içgüdüsüne de sahiptir. Basit bir örnekle formüle edecek olursak yetersizliği sebebiyle üşür, ısınma ihtiyacı hisseder, ısınmasını sağlayacak yöntemler arar, bulur ve ısınır.

Aynı zamanda insan, eskilerin “itidal” olarak tabir ettikleri “dengede/arada olma”ya meyillidir. İhtiyaçlarını karşılayabildiği bir “standart” insan için mutlu bir yaşam alanı kurabilecek, sürdürebilecek bir vasattır.

Bununla birlikte “ihtiyaçlarımızı giderme”de kültürler olarak birbirlerinden farklı yöntemler geliştiririz. Ekonomik olarak baskın olan toplumlar, görece zayıf toplumlara “ekonomik” olduğu gibi “kültürel” olarak da baskın çıkarlar.

Ekonomik olarak üstün olan toplumlar, kendi sosyal dokularının getirdiği yaşama biçiminin ihtiyaçlarını, ekonomik olarak daha zayıf olan toplumlara da hissettirir. İletişim yöntemlerinin gün geçtikçe çeşitlendiği, erişilebilirliğinin arttığı, kullanımının kolaylaştığı günümüzde “kültür alışverişi” de son derece kolaylaştı. Dünyanın herhangi bir yerinde ortaya çıkan herhangi bir “trend” anında bütün dünyayı kuşatabiliyor. Aralarında hiçbir bağ olmayan toplumlar, bu trendin “fan”ı oluveriyorlar.

Kapitalizm, “kendi dünyasından olmayan” insanları önce “denek” ve sonra “müşteri” olarak algılayıp buna göre muamele ediyor, hiçbir etik kaygı taşımadan hem de. Hissedeceği ihtiyaçtan alışveriş yapma biçimine, sahip olduğu ürünün kendisine vereceği hislerden toplumda bırakacağı intibaya kadar önceden mühendislik hesaplarıyla belirlenmiş bir “kültür labirenti” içinde yaşıyoruz.

tüketim12 - Modern Zamanlarda İhtiyaç, Tüketim ve Kanaat

Kapitalizm, ruhu gereği kültürümüze musallat oluyor. Peki, en azından hiç mi sormayalım:

Âsûde karakteriyle ünlü milletimiz, nasıl oluyor da bu labirente hiç zorlanmadan uslu uslu girebiliyor? Bütün suç, emperyalist kültürün baskı aleti olan Kapitalizm’de mi? İşyerlerinin duvarında mesela “Kanaat en büyük hazinedir.” yazan bir milletin mensupları, nasıl oluyor da bu “kültürel manipülasyon”a bu kadar korunaksız, hazırlıksız maruz kalıyor?

Soruların devamını getirmek mümkün. Bunu okuyucumuza bırakarak Yahya Kemal Beyatlı’dan yerinde bir tespitle devam edelim:

“Kopmuşuz bizler o öz varlık olan manzaradan

Bahseder gerçi duyanlar bir onulmaz yaradan

Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük

Budur âlemde hudutsuz ve hazîn öksüzlük

Sızlatır bâzı saatler dayanılmaz bir acı

Kökü toprakta kalıp kendi kesilmiş ağacı

Rûh arar başka tesellî her esen rüzgârda

Ne yazık! Doğmuyoruz şimdi o topraklarda!”

… 

Peki, bu labirentin dışına çıkma olanağı yok mu? Çözüm önerileri neler olabilir?

Cuma akşamları TRT Haber’de yayınlanan “İnsanlık Hali” programında bu konuyu ele almıştık. Kıymetli hocalarımız Prof. Dr. Erol Göka ve Prof. Dr. Kemal Sayar ile gerçekleştirdiğimiz sohbetimizde bu sorulara yanıt aramaya çalıştık.

Öncelikle bir ürünü satın almadan önce kendinize şu soruyu mutlaka sormalısınız: Buna “gerçekten” ihtiyacım var mı? Eğer gerçekten ihtiyacınız yoksa satın almamalısınız.

Alışveriş yapmanın verdiği hazza kapılmamalısınız. Bu haz, sahte ve geçicidir. Çok kısa bir zamanda mutluluk verebilir ancak bu mutluluk, kesinlikle kalıcı değildir hatta çoğu zaman pişmanlığa dönüşür.

Alışveriş yaparken mümkün olduğunca ihtiyaç sahiplerini de gözetmelisiniz. Örneğin çocuğunuza bir kazak alırken ihtiyaç sahibi bir komşunuzun çocuğuna da alın. Kadim irfan dünyamızda “Verdiğin senindir.” anlayışı esastır.

Çocuklarınızı “reklam”dan uzak tutun. Çocukların “müşteri” olmadıklarını asla unutmayın.

Ürünlerin sürekli çıkan “yeni” versiyonlarına karşı iradenizi koruyun. Her yeni ürün, sizi “tüketim oburluğu”na yaklaştıracaktır.

Tüketim kültürünün insanları sürüklediği “aynılığın cehennemi”ne düşmemek için reklamı ne kadar başarılı, kullanımı ne kadar yaygın olursa olsun beğenmeme hakkınızı kullanın.

Zamanımızın en kuvvetli algı aracı olan “refah” hissine duyarlı kalmalısınız. Refah peşinde tüketilen yollar, “bencillik” durağına çıkar.

Her bireyin kendine özgü “alışveriş bilinci” geliştirmesi gerekmektedir. Alışverişlerinizde size yol gösterecek bir bilinç geliştirmelisiniz.

Naif ve ince davranışlar, dünyayı daha yaşanabilir bir yer yapacak. Naifliğin, inceliğin kuvvetlendiği günler dileyerek…

Moderatörlüğünü üstlendiğim İnsanlık Hali programının bu konuyu ele alan bölümünü aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz:

 

PAYLAŞ
Önceki İçerikTüketim Toplumu Kavramını Yerle Bir Eden 16 Muhteşem İllustrasyon
Sonraki İçerikPsikolojik Bozuklukları Sadece Ataş Kullanarak Anlatan Sanatçıdan Müthiş Tasvirler!
Seval Çöpür
İnönü Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunu olan sunucu, yüksek lisansını Pamukkale Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nde yapmıştır. 2010 yılında TRT kadrolarına dahil olan Çöpür, 2011 yılında TRT1 Ana Haber’i sunmaya başladı, 2016’ya kadar bu görevine devam etmiş, bir buçuk yıllık aranın ardından yeniden Ana Haber sunmaya başlamıştır. Şu an TRT Haber’de “İnsanlık Hali” programının moderatörlüğünü yürütmektedir. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olan Çöpür İstanbul Medya Akademisi’nde spikerlik sunuculuk dersleri vermektedir. Lise yıllarından itibaren tenis oynayan Çöpür; psikoloji, sosyoloji, edebiyat ve felsefe alanlarına ilgi duymaktadır.

Yorum Gönder

Lütfen yorumunuzu giriniz.
İsminizi lütfen buraya giriniz