İçinde Bulunduğumuz Hâli, Etrafımıza Bulaştırıyoruz

İnsan, her “an”da bir “hâl”i yaşar; ister istemez, olumlu olumsuz. Zamana, mekâna olduğu gibi “hâl”e de mahkûmuz. Her “an” bir “yer”de bir “hâl”i yaşarız. Ve elbette hâlimizi yansıtırız. Yansıttıklarımız çevremizi de etkiler ki aklımıza bir çırpıda atasözlerimiz geliyor:

Körle yatan, şaşı kalkar.
Kır atla yatan, ya huyundan ya suyundan…

Bu ve benzeri ifadeler, Türkçemizin binlerce yıllık tecrübelerinden süzülen hikmetli tespit ve öğütler… Modern zamanlarda da bu durum “negatif” ya da “pozitif” elektrik/enerji almak şeklinde formüle ediliyor.

İster kadim medeniyetimizden ister güncel kültürümüzden hareket edelim, bir gerçek var ki “içinde bulunduğumuz hâli, etrafımıza bulaştırıyoruz.”

Mutlu, huzurlu, iyi… durumdaysak çevremiz de mutlu, huzurlu, iyi oluyor. Elbette mutsuz, huzursuz, kötü… durumdaysak etrafımız da bize ayak uyduruyor.

muthis psikoloji hal 1 - İçinde Bulunduğumuz Hâli, Etrafımıza Bulaştırıyoruz

Peki, bu nasıl oluyor?

Var oluşumuzla beraber gelen “meşrebimiz” “ilgilerimizi” belirliyor. İlgilerimiz doğrultusunda bir şeylere “niyet”leniyoruz. Niyetlerimiz, bize “karar” aldırıyor. Böylece “eylemlerimiz” oluşuyor. Bütün bu döngünün sonunda bize kalan da “tecrübe” oluyor. Elimizi yakan sobaya bir daha dokunmamak’tan “Artık sevmeyeceğim!”e kadar tecrübelerimiz, yaşayışımızı şekillendiriyor. Tecrübe sonrası geldiğimiz noktayı, Türkçemiz; akıllanmak, aklı başına gelmek gibi içinde “akıl” geçen deyimlerle açıklıyor. Ne de olsa akıl yaşta (yaşamakta) değil, baştadır(tecrübe) bildiğiniz gibi. ( Yaşadıklarımızın “tecrübe” olabilmesi için “ibret” almalı, ibret için de “gaflet”ten uzak olmalıyız. Bu da ayrıca bir yazı konusu.)

Niyetlerimizdeki iyi-kötü tavır, biz fark etsek de etmesek de etrafımıza sirayet ediyor. Daha biz eyleme geçmeden niyetlerimiz çoktan bir kanal bulup etkisini göstermeye başlıyor. Olumsuz düşüncelerin, olumsuz tecellilere sebebiyet verebileceğini ikaz ederek insanlara olumlu düşünmelerini tavsiye eden peygamberimiz Hazret-i Muhammed, bir hadislerinde de “Mü’minin niyeti, amelinden daha hayırlıdır.” (Bu engin ufuk, niyetlerimizin eylemlerimizi şekillendirdiğine işaret ettiği gibi hata payına da iltimas göstermektedir.) buyurmuşlardır.

Düşünmek, eylemlerimizin seyrini belirlediğinden düşüncelerimizin “pozitif” olmasına dikkat etmeliyiz. Pozitif düşüncelerimiz sayesinde yaptıklarımız da pozitif olacaktır. Böylece etrafımızda olumlu etkiler bırakacak, insanlara “huzur/mutluluk” veren insan olacağız.

Şayet bunun “zayıf ihtimal” olduğunu düşünüyorsanız lütfen kendinizi kontrol edin; negatif insanlarla mı bir arada olmak istiyorsunuz, pozitif insanlarla mı? Peki, pozitif insanlarla bir arada olmayı “neden” istiyorsunuz? Bu sorular çerçevesinde önceki paragrafı tekrar okuyabilirsiniz.

Zaten,

“Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey” (Zülfü Livaneli, Ada)

Kadim irfanımızda “ayna” metaforu çok önemli bir yer tutar.

Çevremizden beklediğimiz olumlu “her şey”i önce kendimizde bulundurmalıyız ki insanlar bize yansıtabilsinler. Sevilmeyi beklemeden önce sevmeliyiz. Vefa ummadan önce vefalı olmalıyız. Fedakârlık istemeden önce fedakâr davranmalıyız. Unutmamalıyız ki insanlar bize bizde olmayan bir şey veremezler.

Muhataplarımızdan umduğumuz, beklediğimiz tutum ve davranışları edindiğimizde her şey çok daha kolay ve güzel olacaktır. Gelip geçeceğimiz bu dünyada iyi ve güzel izler bırakmak esastır. Çünkü geldiğimiz yer de gideceğimiz yer de aynı “yer”dir:

“Ben muhâcirin biriyim. Harman yerinde dâne arayan karınca gibi yerimi yuvamı bırakıp yollara düştüm. Ammâ bu göçtüğüm memleketin ne akıl ermez âdetleri var ki yakaladığım dâneyi çekip götürmek için çabalarken o dâne beni sürükleyip sana getirdi.” (Sâmiha Ayverdi, Dile Gelen Taş. S. 86.)

PAYLAŞ
Önceki İçerikKalabalık Önünde Konuşmayı Korkulu Rüyanız Olmaktan Çıkaracak 6 Tavsiye
Sonraki İçerikKişisel Gelişim Ve Başarı Aynı Şey Değildir
Seval Çöpür
İnönü Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunu olan sunucu, yüksek lisansını Pamukkale Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nde yapmıştır. 2010 yılında TRT kadrolarına dahil olan Çöpür, 2011 yılında TRT1 Ana Haber’i sunmaya başladı, 2016’ya kadar bu görevine devam etmiş, bir buçuk yıllık aranın ardından yeniden Ana Haber sunmaya başlamıştır. Şu an TRT Haber’de “İnsanlık Hali” programının moderatörlüğünü yürütmektedir. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olan Çöpür İstanbul Medya Akademisi’nde spikerlik sunuculuk dersleri vermektedir. Lise yıllarından itibaren tenis oynayan Çöpür; psikoloji, sosyoloji, edebiyat ve felsefe alanlarına ilgi duymaktadır.

Yorum Gönder

Lütfen yorumunuzu giriniz.
İsminizi lütfen buraya giriniz