Hayvanlara Şiddetin Arkasında Yatan Psikolojik Nedenler

Hayvanlara şiddet uygulayanlar araştırmalara göre anti sosyal kişiler kişiler oluyor ve çocukluk dönemlerinde yaşadıkları, aileleri ve yaşadıkları çevre iyi incelenmeli. Geçmişte binalara küçük kuş sarayları yapan, sokak hayvanlarının bakımını yapan “mancacı” denilen kişilere para vererek katkıda bulunan bir milletin fertleriyiz. Fakat günümüzde insanlığımızdan utandıran ve vicdanımızı sızlatan olaylarla karşı karşıya kalıyoruz sürekli.

koppeke - Hayvanlara Şiddetin Arkasında Yatan Psikolojik Nedenler

Yakın zamanda ayakları ve kuyruğu kesilen yavru köpekle hayvana şiddetin en sert ve en acımasız örneklerinden birini yaşadık. Günümüzde hayvana şiddet olaylarının her türlüsünü sürekli görmeye başladık ve uzmanlar bunun sadece ülkemizde değil, dünya genelinde artarak devam ettiğini belirtiyor.Kendisini savunmaya gücü yetmeyen bu savunmasız canlılara yapılan bu şiddet durumu ne tür bir rahatsızlığı temsil ediyor? Bunu basit bir şiddet olayı olarak değerlendirmek doğru mu?Amerikalı Sosyolog Robert Merton bu tür davranışları “kültürel norm ve amaçlar ile bireyleri bunlara uygun ve uyumlu davranışlarda bulunmaya zorlayan toplumsal yapı” arasındaki kopma haline bağlıyor. Bu toplumsal olgu şiddete meyilli kişilerin suç işleme dürtüsünü tetikliyor. Ayıp, günah, ahlak ve etik gibi toplumsal fren mekanizmalarının ‘mahalle baskısı’ denilerek ortadan kaldırılması ise bu tür şiddet gösterilerinin meşrulaştırdı ve artışına sebep oldu.

Bu bir ego tatmini?

Bu tarz durumlarda kişi kendisini güçlü hissetme duygusunu tatmin etmek ister. Bu hislerini zayıf insanlara, hayvanlara ve doğaya şiddet kullanarak doyurmak isterler. Bu durum genelde kendilerinde hissettikleri güç çevrelerinde karşılık bulmadığında ortaya çıkar ve kendilerini bu şekilde tatmin ederler. Buna ego tatmini deniliyor. Kişi egosunu tatmin edebildiği zaman geçici olarak rahatlama hisseder.

Modernizmin şiddete etkisi

Türk toplumu şiddeti asla onaylamaz. Geçmişte kanadı kırık leylekler için vakıf kurmuş, kuş sarayları yapmış bir toplumuz ve bu kültür hâlâ değişik şekillerde devam ediyor. Böyle bir geçmişten, kültürden geliyoruz ve yeni nesil bu tür güzellikleri bilmeden büyüyor maalesef. Ve bencil olmayı öğütleyen modern eğitim sisteminin baskısı altında yetişiyorlar. Tüm bunların etkisiyle insanlar doğaya, hayvanlara ve zayıf insanlara duyarlı olma hissinden yoksun oluyorlar. Bu sebeple modern çağın empatiyi ve hayvanlara karşı duyarlılığı azalttığını söyleyebiliriz. Hayvana şiddet modernizmin ve bireyselleşmeyle gelen bencilliğin bir sonucu olarak gösterilebilir.

Çocuklar şiddeti nasıl öğrenir?

Yapılan araştırmalar çocukların şiddeti modelleme ile öğrendiğini ortaya koymakta. Çocukların şiddeti öğrendiği birincil örnekler canlı örneklerdir. Çizgi filmler ve televizyon canlı örneklerden sonra geliyor. Çevresindeki bir yetişkin hayvana şiddet uygulamıyorsa ve haycana şiddeti normalleştiren birisi yoksa etrafında çocuk şiddeti öğrenmez. Anti sosyal kişiliğin ve şiddete meyilin gelişmemesi için küçük yaşta çocuklara empati duygusunun öğretilmesi gerekiyor. Eğer empati yoksunluğu varsa, bunun ilk belirtilerinden biri, doğaya şiddettir. Eğer çocukta hayvanlara karşı şiddet eğilimi varsa, büyüdüğünde sadece hayvanlara değil çevresindeki insanlara da aynı şekilde şiddeti uygulayacaktır. Anne ve babalar çocuklarına şefkat duygusunu ve empati kavramını öğretmelidir. Empati susuz bir hayvanın susuz kalmasından kendini sorumlu hissetmektir. Bu duygu doğuştan gelmez ancak öğretilirse hissedilir.

Yorum Gönder

Lütfen yorumunuzu giriniz.
İsminizi lütfen buraya giriniz