Çocuklarımız

dreamstime l 49598001BGPlane - Çocuklarımız

Bu geniş başlık altında elbette birçok şey söylenebilir. Sadece yazının başlığı  üzerinde birkaç dakika düşünmek dahi, konunun baş döndürücü bir enginlikte olduğunu idrak etmeye yeter. Zaten çocuk konusu, gittikçe artan bir hassasiyetle pozitif bilimler zemininde birer disiplin olarak ele alınıyor.

Tam anlamıyla “geleceğimiz” olan çocuklarımızın “yarın” nasıl yetişkinlere dönüşeceklerine “bugün” biz karar veriyoruz. Üstelik bu sadece bireysel bilinçle doğru sonuçlar getirecek bir karar değil. Ancak ütün bir toplumun, karar ve faaliyet ortaklığıyla istenen noktaya ulaşılabilecek çok yönlü ve uzun bir yürüyüşten bahsediyoruz. Bunun bir yüzü eğitim ise diğer yüzü medya, bir yüzü aile ise diğer yüzü çevre, bir yüzü beslenme ise diğer yüzü medeniyet… Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Bununla beraber maalesef “çocuğun farkında olanlar” sadece iyi niyetli insanlar değil. Son zamanlarda hem bireysel hem sosyal olarak infiale sürüklendiğimiz olayların faillerinden çocukları “reklam”ın  gerek unsuru gerek hedef kitlesi” haline getirenlere geniş bir kötülük yelpazesi var.

Çocuklarımızla ilgili düştüğümüz birçok yanlışımız var. Ne yazık ki yanlış davranışlarımızın büyük çoğunluğunu, doğru olduğunu düşünerek yapıyoruz.

Çocuklar Müşteri Değildir

Ekran Resmi 2018 02 28 14.31.57 - Çocuklarımız

Tabii ki hepimiz çocuklarımızın daha iyi, daha mutlu olmalarını istiyoruz. Reklam kuşakları da bu doğal duygumuzu hedef alıyor. Maalesef birçoğumuz “uslu” durmaları için çocuklarımızı televizyon ya da bilgisayar ekranlarının önüne “korumasız” olarak bırakıyoruz. O ekranlardan körpe zihinlere boca edilen olumsuz etkenler, telafisi imkansız gibi zor hasarlara yol açıyor; sessiz sedasız, yavaş yavaş… Bakmaya kıyamadığımız çok kıymetli çocuklarımızı, gerçek hayatta hiçbir karşılığı olmayan canavarlara kendi ellerimizle teslim ediyoruz.

Öte yandan çocuklarımızın o çok sevdiği ekran karakterlerinin ürünleri tezgahlarda yerini alıyor ve evlerimiz bu ürünlerle dolup taşıyor. Böylece devasa bir endüstrinin kazanç kaynağına dönüşüveriyoruz. Çocuklarımızı zehirleyenlerin servetlerine elimizden geldiğince, karınca kararınca katkı sağlıyoruz(!)

  • Çocuklarımızın ekran karşısında geçirdikleri süreyi makul seviyelerde tutmalı ve onu sıkmadan mutlaka kontrol etmeliyiz.
  • Ekran karşısına mümkün olduğunca beraber geçmeli, ekrandan yayılan zararlı unsurları süzgeçten geçirmeli, anlayacağı şekilde çürütmeliyiz.
  • Eşyaların, insanları mutlu etse de onlara bir değer katmayacağını öğretmeliyiz. Eşyalar insana anlam katmaz, insanlar eşyayı anlamlandırır.
  • Değerin, sadece nesnelerde/eşyalarda olmadığına; düşünce ve duyguların da değerli olduğuna, hatta çoğu zaman maddi unsurlardan daha değerli, ikna etmeliyiz.
  • Çocuklarımızı ekranlardan ayırmak artık imkansız. Hiç değilse mümkün olduğunca değerler eğitimi veren yayınlar tercih edilmeli.   

Çocuklarımızla Doğru İletişim 

Ekran Resmi 2018 02 28 14.36.03 - Çocuklarımız

Doğru iletişim, sosyal hayatımızda da zorluk yaşadığımız bir konu. Muhatap çocuklarımız olduğunda zorluk derecesi de artıyor. Bir yanlış tutumumuzla çocuklarımız, kendilerini bize kapatabiliyorlar. Bu kapatma, ne yazık ki hayati önemi haiz konularda da olabiliyor. Kendisini, anne-babasına kapatan çocuklarda kalıcı psikolojik rahatsızlıklar baş gösterebiliyor.

Çocuklarımızla doğru ve sürdürülebilir bir iletişime sahip olmak için öncelikle “ebeveyn statümüzü kaybetmeden” onları “birey” olarak kabul etmeliyiz. “Çocuktur, anlamaz.” ya da “Biz arkadaş gibiyiz.” türü yaklaşımlar, çocuklarımızla aramızdaki “mesafe”yi açacak, bizi birbirimizden uzaklaştıracaktır. Bunlar yerine çocuklarımızı “ciddiye almalı” ve bizimle her konuyu paylaşabileceklerini onlara hissettirmeliyiz.

Çocuklarımız, onlara beslediğimiz sevginin; şartlara bağlı olmadığından, onları sadece “o” oldukları için sevdiğimizden emin olmalılar. Var olmalarının, sevgimizin kaynağı olduğunu bilmeliler.

Özellikle kendi tercihlerinin sonucu olmayan durumlarda onları suçlamamalı, sorumlu tutmamalıyız. Kendi tercihleri sonucu oluşan olumsuz durumlarda da sükunetle, ciddiyetle tartışmalı; bu durumun sebeplerini ve sonuçlarını ayrıntılarıyla göstermeye çalışmalıyız. Bütün sonuçların, sebeplere ve/veya amaçlara bağlı olduğunu unutmayalım.

Evlerin İmparatorları: Çocuklar!

Kid Supergirl - Çocuklarımız

 

Çocuklarımızın daha iyi, daha mutlu olmalarını istediğimize değinmiştik. Çocuklarımızı mutlu etmeye çalışırken kantarın topuzunu kaçırdığımızda telafisi zorlaşan hatta olanaksız hale gelen durumlarla karşılaşabiliyoruz.

Yanlış tutumlarımız sebebiyle evde krallığını ilan eden despot çocuklarla karşılaştığımızı söylesek sanırım abartmış olmayız. Her taleplerini hemen ya da nazlanarak karşılayarak çocuklarımızı mutlu ettiğimizi zannediyoruz. Fakat böyle yaparak aslında topluma “ben merkezli” bir kral yetiştirmiş oluyoruz. Bu kral yetişkin olduğunda toplumun “demokrasiye geçtiğini” algılayınca statüsü ile ayakta kalmaya çalışan antipatik bir yalnıza dönüşüyor. Bütün talep ve ihtiyaçları ailesi tarafından karşılanan “fanus” güvencesinde yetiştirilen çocukların sosyal başarısızlıkları, esasen aile yaklaşımlarının bir sonucu olarak karşımızda duruyor.

Çocuklarımızın sadece “yürümeleri” değil, bütün öğrenmeleri “düşe kalka” olmalıdır. Başarı kadar başarısızlık da öğreticidir. Elde etmek kadar elden kaçırmak da ders verir. Kabul edilmek kadar reddedilmek de, mutlu olmak kadar hayal kırıklığı da işe yarar. Çünkü “dışarda” akıp giden hayat, olumlu ve olumsuz sayısız durumu içinde barındırır. Zaten hayat, zıtlıkları birleştirmesiyle süreklidir. Çocuklarımızı, steril ortamlarda yetiştirerek tek taraflı kuvvetlendirmiş, eksik bırakmış oluruz.

Yetki ve Sorumluluk

Hepimizin, iş hayatımızda yetki ve sorumluluk alanımız vardır. Herhangi bir alanda bize “yetki” verilir ve “sorumluluk” sahibi oluruz. Böylece sistem sürekliliği sağlanır.

Evimizde de çocuklarımıza yetki ve sorumluluk vererek iyi sonuçlar alabiliriz. Yaşlarına uygun olarak yapabilecekleri işleri, yaşları ilerledikçe değiştirerek gerçek hayata hazır, daha “gerçek” bir bireyler yetiştirebiliriz. Tabakları masaya getirip götürmek, çöpleri kapıya çıkarmak, misafirlere terlik vermek, çerez tabağı hazırlamak, böreğin susamlarını ekmek… gibi basit görünen işler, yetki ve sorumluluk çerçevesinin ciddiyetinde büyük kazanımları beraberinde getirecektir.

Samiha Ayverdi, “Hatıralarla Başbaşa” isimli eserinde şöyle diyor:

“Çocuğu, bir ideale ve kıymetler sisteminin garantisine bağlamak, gençliğinde kendisini bekleyen buhranlara karşı onu peşinen sigortalamak demektir.”

Konu çocuklarımız olunca buraya alamadıklarımız, aldıklarımızdan çok daha fazla oluyor.

Çocuklarımızın; fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bireyler olmalarını dileyerek…

Moderatörlüğünü üstlendiğim İnsanlık Hali programının bu konuyu ele alan bölümünü aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz:

 

PAYLAŞ
Önceki İçerikÖzgüvensiz İnsanların Kendilerini Önemli Göstermek İçin Yaptığı 6 Şey
Sonraki İçerikHitler Psikolojisi
Seval Çöpür
İnönü Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunu olan sunucu, yüksek lisansını Pamukkale Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nde yapmıştır. 2010 yılında TRT kadrolarına dahil olan Çöpür, 2011 yılında TRT1 Ana Haber’i sunmaya başladı, 2016’ya kadar bu görevine devam etmiş, bir buçuk yıllık aranın ardından yeniden Ana Haber sunmaya başlamıştır. Şu an TRT Haber’de “İnsanlık Hali” programının moderatörlüğünü yürütmektedir. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olan Çöpür İstanbul Medya Akademisi’nde spikerlik sunuculuk dersleri vermektedir. Lise yıllarından itibaren tenis oynayan Çöpür; psikoloji, sosyoloji, edebiyat ve felsefe alanlarına ilgi duymaktadır.

Yorum Gönder

Lütfen yorumunuzu giriniz.
İsminizi lütfen buraya giriniz