Aşk Ve Şizofreni

Hepimizin bildiği üzere aşk; tutkulu, heyecanlı, ayakları yerden kesen, mantıksal düşünce olgusundan çoğunlukla uzak hatta mantıkla yönlendirilemeyen bir duygudur.

Aşık olduğumuzda içimizde kelebekler uçuşur, sürekli zihnimize engel olamaz hayaller kurarız. Kıskanç bir kişiliğe bürünürüz, aşık olduğumuz insanı her şeyden herkesten sakınırız. Bizim için tehlike arz etmese dahi aşkımıza bir tehdit olarak algılarız. Bu duygu ve düşünceler zaman zaman bizi gerçeklikten uzaklaştırır ve psikoz benzeri patolojik sorunlar oluşturur. Aşık olduğumuz insana karşı duyduğumuz aşırı kıskançlık ve paylaşamama duygusu ileri seviyelerde olduğunda paranoyaya sebebiyet verir. Beyin dalgaları ve hormon seviyeleri üzerinde yapılan bilimsel incelemelerde; şizofreni olan bir insanla aşık olan bir insanın hormon seviyelerinin ve beyin dalgalarının aynı olduğu saptanmıştır. Bu benzerlik bize aşık olduğumuzda yaşadığımız kıskançlıkların ve buna bağlı olarak yaşadığımız paranoyaların açıklaması niteliğindedir.

muthis psikoloji askvesizofreni - Aşk Ve Şizofreni

Günümüzde okumaktan bıktığımız ve midemizi bulandıran kadın cinayetlerinin çoğu “cinnet” olarak adlandırılmaktadır. Yani hayatın gerçekliğinden kopuş ve halk dilinde gözün dönmesi anı. Bu cinayetlerin çoğu kıskançlık ve aldatılma duygusu üzerine işlenmektedir; “eski karısını onu aldattığı şüphesiyle öldürdü”, “karısının başka biriye mesajlaştığını düşündü ve öldürdü” gibi başlıklarda sık gördüğümüz üzere bu cinayetlerin çoğu aşırı kıskançlık ve gerçeklik algısından kopuş ile gerçekleştirilmektedir. Saplantılı bir şekilde aşık olan insanlar aşık oldukları insanı hayatının merkezine koyduklarında yavaş yavaş gerçeklikten koparlar. Kıskançlıklar ve paranoyalar başlar. Bu paranoyalar birçok aşk şarkısında da abartılı kıskançlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin “3 yaşında kardeşim var seni ondan bile kıskanıyorum”, “sana benim gözümle bakan gözler kör olsun” “annen bile okşasa benim bağrım taş olur” gibi… Bu örneklerden de gördüğümüz üzere aşk şizofreniye benzer.

Hepimizin bildiği gibi paranoid şizofreni hastalarının en belirgin pozitif semptomu; olmayan şeyleri oluyormuş gibi yaşamak, duymak, görmektir. Paranoyaları vardır ve kendileri için zararlı olmadığı halde birçok şeyi ve ya kişiyi tehdit olarak görebilir ve zarar vermeye kalkabilirler. Bu onların elinde değildir ve farkındalıkları yok denecek kadar azdır. Aşk bu yönden bakıldığında, her ne kadar heyecan ve mutluluk veren bir duygu olsa da, ehlileştirilmediği ve mantıkla yoğurulmadığı sürece tehlikeli bir duygudur. Yoksa hangi mantıksal duygu şarkılarda bahsi geçtiği üzere aşık olduğu kişiyi 3 yaşındaki kardeşinden ya da annesinden kıskanabilir? İşte bu yüzden ‘deli gibi sevmek’ denmektedir; fütursuzca, mantıksızca ve ehlileşmemiş.

Deli gibi sevmektense aklı başında sevmeliyiz, benliğin tüm bütünlüğüyle ve tüm olgunluğuyla. Aşk her ne kadar karşı çıkılsa da ömrü olan bir duygudur, hormonlarla alakalıdır. Ama sevgi baki ve ömürlüktür. Ehlileşmiştir, olgunlaşmıştır. En önemlisi sevgi kalıcılaşmıştır. Hepimizin aklı başında sevmesi ve sevilmesi dileğiyle..

Yorum Gönder

Lütfen yorumunuzu giriniz.
İsminizi lütfen buraya giriniz